Page 11 - Mecmua-i Tarih
P. 11

Saraybosna’sında. Yüzyıllardır kardeşliğin yaşadığı, Boşnaklarla Sırpların kan kardeş olduğu yerde artık ne
            yazık ki kardeş kanı dökülecekti…


















            Savaş giderek ağır koşullar almaya başlamıştı. Her yere mermiler, toplar, havanlar, şarapnel parçaları yağıyor;
            insanlar nereye sığınacaklarını şaşırıyordu. Birkaç şehir güvenli bölge ilan edilmişti, can havliyle o şehirlere
            atıyorlardı  kendilerini  akın  akın…Güvenli  bölgeler  arasındaydı  Srebrenitsa.  Akın  akın  insanlar  geliyordu
            diğer şehirlerden; ürkek, muhtaç, yaralı ama halâ umutlu… Niçin olmasınlardı? Srebrenitsa’da 600’e yakın
            barış  gücü  askeri  vardı.  Onlar  elbet  onları  korurdu(!)  Lakin  güvenli  bölgenin  savaş  bölgesinden  daha  da
            tehlikeli olduğunu nereden bileceklerdi? Nereden bileceklerdi asıl amacın Srebrenitsa olduğunu? Ve nereden
            bileceklerdi Srebrenitsa’nın oluk oluk kanayacağını? Gelmişlerdi, sığınmışlardı barış güçlerine ve bir nebze
            olsun  güvende  hissediyorlardı  lâkin  nereden  bileceklerdi  aslında  sığındıklarının  kendi  ölümleri  olduğunu?
            İçlerinde  kalan  zayıf  bir  umut  ışığına  doğru,  tekinsiz  bir  yolda,  ilerliyorlardı…Sığınmışlardı  Potaçari’deki
            Hollandalı barış gücü askerlerinin yaşadığı kampa. Ama hiç de umdukları gibi muamele görmemişlerdi. Gelen
            15000  kişi  vardı  lâkin  askerler  kampa  sadece  5000  kişiyi  alabileceklerini  söylediğinde  hepsi  şok  olmuştu.
            Geride kalan 10000 kişiyse kimisi Sırpların eline düşüp de mermi yağmuruna tutulurken kimisiyse kendini
            dağlara vurup Tuzla’ya ulaşmaya çalışacaktı fakat ne yazık  ki Sırp mermilerinin hızı onların hızından çok
            daha fazlaydı.

                                       Saldırılar  oluyordu  elbet.  Asıl  amaç  Srebrenitsa’ydı  evet.  Buranın  güvenli
                                       bölge  olduğunu  düşünüp  de  gelen  insanlar  kamptaki  olaydan  sonra  bir  de
                                       saldırılarla karşı karşıya kalınca neye uğradıklarını şaşırmışlardı. Meydandaki
                                       postanenin  önüne  toplanmışlardı  hemen.  Bir  açıklama,  onları  rahatlatacak
                                       birkaç  sözcük  duymak  istiyorlardı  kuşkusuz.  Az  sonra  Karremans  belirdi
                                       postanenin  bir  camında  ve  ‘’  Yaşamlarınız  Birleşmiş  Milletler’in  garantisi
                                       altındadır.’’ cümlesini sarf eder etmez bir alkış tufanıdır kopacaktı. İçlerine su
                                       serpmişti Karremans, onları rahatlatmıştı elbet. Onları koruyan biri vardı ve bu
                                       demek  oluyordu  ki  arkalarında  biri  vardı  yalnız  değillerdi.  Sırplar  hiçbir  şey
                                       yapamazdı  onlara.  Öyle  sanacaklardı.  Evet  bu
                                       sadece  sanıdan  ibaret  olmakla  kalacaktı.  Bu
                                       sadece birkaç saatlik bir rahatlama olacaktı. BM
                                       görevini  eksiksiz  bir  şekilde  yerine  getirerek
                                       onlara   sahip   çıkacaktı,   beklesinlerdi…
                                       Takvimlerin 1995 ‘in Temmuz’dan  11.  gününü
                                       almasına  sadece  1  saat  kalmıştı.  Srebrenitsa’da
            bir okulun öğretmenler odasında ise saatler durmuştu. Masanın bir köşesinde
            Sırp  General  Ratko  Mladic,diğer  bir  köşesinde  Hollandalı  Albay  Thom
            Karremans ve birkaç üniformalı askerin daha yanı sıra mazlumların temsilcisi
            Boşnak Öğretmen Nesib Mandzic.

            Mladic;  Nesib  öğretmene  insanların  geleceğinin  onun  ellerinde  olduğunu  ve
            güvenlik(!)  açısından  silahlarını  teslim  etmeleri  gerektiğini,söylerken
            Hollandalı BARIŞ gücü ordusunun albayı, Srebrenitsa’da ona sığınan binlerce
            biçareye;  posta  binansın  bir  camından  megafonla,  güvenliğin  kendilerinde
   6   7   8   9   10   11   12   13   14   15   16