Page 14 - Mecmua-i Tarih
P. 14

mezarlara gelişigüzel bir şekilde, üst üste atıyorlardı insanları. Bulunmasını katiyen istemiyor olacaklardı ki
            bu  mezarların  yerini  birkaç  kez  değiştirme  gereği  duymuşlardı.  Bir  nevi  karıştırma  gereği…  Başarılı  da
            olmuşlardı.    Günümüzde  yapılan  çalışmalarda  bir  bedene,  aynı  kişiye  ait  bacak  ve  çene  kemiklerinin
            birbirinden 60 kilometre uzakta bulunduğu bilinmektedir

             Kadınlarınki ise ölümden beteri elbette. Cinsel istismara maruz kalıyorlar ve çok zor şartlar altında yaşamaya
            zorlanıyorlardı.  Ama  soran  yoktu  ki  cidden  yaşamak  istiyorlar  mıydı?  Bu  bir  SOYKIRIMDI.  Ve  bu  bir
            Boşnak  soykırımıydı.  Kadınlara  tecavüz  ederken,  erkeklere  işkenceler  uygulayıp  ardından  acımasızca
            katlederken, çocukların, bebeklerin kafalarına sıkarken ‘’Biz Türklerden öç alıyoruz. ‘’ diyeceklerdi. Evet bu
            bir MÜSLÜMAN  BOŞNAK  SOYKIRIMIYDI.  Bu bir  MÜSLÜMAN  KİNİYDİ.  Güçleri; elleri silahsız,
            biçare insanlara yetebilmişti.

                                               O  sıralarda  Türkiyeli  Müslümanlar  bu  duruma  daha  fazla  sessiz
                                               kalınmaması gerektiğinin düşüncesi ile ordusu olmayan hatta ve hatta
                                               silah ve gıda desteği dahi bulunmayan Boşnaklara yardım için pek çok
                                               sivil toplum örgütü kurup Müslüman kardeşlerine yardım edebilmek
                                               için seferber oldular. Savaş bölgesinden getirilen kadın ve çocuklarla
                                               özel olarak ilgilendiler ama o travma kesinlikle atlatılamıyordu. Zaten
                                               kimse  atlatılmasını  da  bekleyemezdi.  Kimsenin  yaşamadığı  ve
                                               yaşamaya tahammül edemeyeceği şeyler yaşamışlardı hem de sadece
            Müslüman oldukları gerekçesiyle. Onlara sadece artık güvende olduklarını hissettirmek ve onların her türlü
            yaşamsal  faaliyetlerini  gerçekleştirmek  için  tüm  destekleriyle  yanındaydılar.  Ama  geçmeyecekti.  Boşnak
            erkeklerinden  ise  ses  yoktu.  Kimse  ne  olduğunu  bilmiyordu.  Çok  sonradan  öğrenilecekti  canice
            öldürüldüklerini.  Kadınlarda  cinsel  istismarın  birlikte  getirdiği  endişe,  korku,  telaş,  zihinsel  bozukluklar,
            travmalar,  şoklar,  bilinç  kayıpları  üstüne  bir  de  eşlerine,  oğullarına,  erkek  kardeşlerine,  babalarına  ne
            olduğunun  merakı  hakimdi.  Hem  de  git  gide  yiyip  bitiren  tarzda.  Ölmek  isteyen  çoktu  elbet.  Daha  fazla
            yaşamak  istemeyen…  Lâkin  ya  biricik  eşleri,  annelerinin  kuzuları,  ablasının  kardeşleri,  evlerinin  reisleri
            aşıyor idiyse? Sırf bir parçacık umut için tutunmuşlardı o keşmekeş hayata. Bekliyorlardı; bir tek kelamcık
            olsun  haber,  kapıdan  girecek  olan  herhangi  bir  erkek,  yaşadıklarına  dair  ufacık  bir  belirti…  Bekleniyordu
            sabırsızca, dualar ediliyor, eller semadan inmiyor, içlerindeki umut ışığı sabırla besleniyordu. Bu zorlu süreçte
            onlara  eşlik  edecek  olan  İran  ve  Türkiye’nin  yanı  sıra  bir  de  gözyaşları  olmuştu.  Çaresizce  bekliyorlardı.
            Zaman  geçtikçe  ümitlerini  kesmeye  meyledeceklerdi,  karalar  bağlamaya  ufaktan  başlayacaklar,  kötü
            senaryolar  kuracaklar  ve  kâbuslara  uyanacaklardı.  Haber  gelmediği  sürece  de  karamsarlıkları  katlanarak
            artacaktı.













            Thom Karremans ise tüm bu olanların sonucunda halinden memnun görünüyordu. Vicdanı öylesine rahattı ki
            Ratko  Mladic  Srebretnitsa’dan  ayrılırken  ardından  içleri  ısıtan(!)  gülümsemesiyle  el  sallamayı  ve  görevini
            tamamlamış olmanın sevinciyle başparmağını kaldırarak ‘ Tamamdır! ’işareti yapmayı eksik etmemişti. Ne
            büyük şeyler başarmıştı öyle! 30 askerini kurtarmıştı, canla başla savaşarak az mıydı? Bölgenin güvenliğini de
   9   10   11   12   13   14   15   16   17   18   19